Doktor Bey! -10-

Köyde ne bir inek kaldı ne dana

Sattım hepisini geldim ben sana

Geçen yıl bu illet yapıştı cana

Kalmadı gitmedik bir yer doktor bey

Yedisu ilçemdir Bingöl de ilim

Kuruyor ağzımda damağım dilim

Önce ilaç yazma çektir bir filim

Derdime dermanı sen ver doktor bey

Ben de bir insanım olsam da fakir

Beni köylü diye görmeyin hakir

Tertemiz yüreğim vardır çok şükür

Eğmedik namerde biz ser doktor bey

Artık reçetemi yaz da gideyim

Çocuklarım küçük nasıl edeyim

Takdir böyle imiş ben ne diyeyim

Boşalıyor soğuk bir ter doktor bey

İmkanım olsaydı gelirdim çoktan

Bu sene düşmüşüm elden ayaktan

Sebebi sendedir şifası Hakk’tan

Belli değil hayır ve şer doktor bey

Garip Hasreti’yim canım hay hayda

Aldığım ilaçlar etmiyor fayda

Sen bunları neye sayarsan say da

Yavrularım buna ne der doktor bey

Garip Hasreti (Filat Yazıcı)

Doktor Bey! -9-

Ağrıyan yerimi sorarsın benim 

Her yanım ağrıyor, sağ yanım mı var ?

Yılların çilesi vurur dizime

Belimi ağrıtan budur Doktor bey

Yokuşu  zorlasam soluğum keser

İnmeye yeltensem, hararet basar

İçimde kalmadı umuttan eser

Baharlar erişti güze Doktor bey

Böğrüme saplanır zalim bir sızı 

Keser nefesimi, şiddetli hızı 

Böyle geçer kışta, bilemem yazı 

Düşen cemre değil, ömür Doktor bey

Yazarsan ahvalim yaz çiz karala 

Soran olur ise, böyle sırala 

Başım belim böğrüm ayaklarıma 

Bir dermansız sızı vurur Doktor bey

İhtisas yapmışsın sen bu alemde

Yürek ağrılıysa, derman neremde ?

Senden iyisini ben bilemem de

Benimle işlerin, zordur Doktor bey

Geceler çoğalır az olan sızım 

Gözlerim kararır böyle ansızın 

Elim titredimi bükülür dizim 

Gözümde yaşlarım, kurur Doktor bey

O anlar hiç geçmez uzar da uzar 

Nerde derdim varsa çoğalır azar

Amanım Gümanım eylesen nazar

Erir yüreğinde, durur Doktor bey

Çileli perişan geçer günlerim

Sızı vurur, inim inim inlerim 

Sanki testerede tüm kemiklerim 

Etimi derimden yüzer Doktor bey

Gençlikmiş elimde büyük hazine 

Bilmedim kadrini harcadım öyle 

Giden gün geriye gelir mi deme

Ya çare bul ya da, ölim Doktor bey

Anlattım derdimi bilene açtım 

Sağlık bir nimetmiş, bilmedim saçtım 

Yusuf’um mal değil, canımdan geçtim 

İşte benim halim, budur Doktor bey

Yusuf Kılıç

Doktor! -2

Randevu almadan daldım içeri;

“Sıra sende değil; çık!” dedi Doktor.

Dedim, “bir ateş var, şuramdan beri”

“Hele bir dışarı bak!” dedi Doktor.

“Kimi dalıp gitmiş; çıkmıyor sesi,

Kiminin elinde serum şişesi,

Kiminin yüzünde dert endişesi;

Dışarda, sen gibi çok” dedi Doktor.

Dedim “etme doktor! bağrım yanıyor,

İçimde görünmez bir yer kanıyor”

Sanırsın, kırk yıldır beni tanıyor;

“Senin pek bir şeyin yok!” dedi Doktor.

Dedim, “bak; sevdiğim terketti beni.

Olmadık dertlere garketti beni.”

Sanki, o saniye farketti beni

“Otur hele biraz, çök” dedi Doktor.

Dedi, “ah kardeşim! deştin yaramı,

Ben de aşktan yana savdım sıramı,

Birini çok sevdim; yaktı çıramı

Uzattı, “cigara yak” dedi Doktor.

“Çeyizi hazırdı ev tutacaktık

Her zoru birlikte atlatacaktık

İş bir tek düğüne kalmıştı artık

O işlere karnım tok” dedi Doktor.

“Bir sabah ansızın beni terketti.

Çok zengin birine kapılıp gitti.

O ateş sönmedi; beni tüketti.

Benim derdim senden pek” dedi Doktor.

“Onsekiz senedir dört şehir gezmiş,

Adam çoğu gece eve gelmezmiş,

Yıllarca ağlamış, canından bezmiş.

Başına ne gelse hak” dedi Doktor.

“Çocuğu olmamış çok yalnız kalmış

Son birkaç senedir bir kedi almış

Eşimle, dostumla haberler salmış

Aramaya yüzü yok” dedi Doktor.

Bir kendim sanırdım bahtı karalı

Gördüm ki doktor da benden yaralı

“O beni sırtımdan vurdu vuralı

Artık gözüm daha sak” dedi Doktor.

Dedi “ben, bu yolda aştım tepeyi

Seveceksen git sev, kuşu, köpeği

Sana tavsiyem, bu altın küpeyi

Al da kulağına tak” dedi Doktor

Ne heyecan kalmış, ne de bir telaş,

Düşündüm “doktorun yüreği bir taş”

Baktım ki gözünde iki damla yaş,

“Hastalar bekliyor; kalk!” dedi Doktor…

Muzaffer Uslu

Doktor! -1

Düşmüşüm dermansız onulmaz derde,

Sana şikayetim arzedim doktor.

İçim pare pare ciğerim yerde,

Gönlüm bir güzeli sevdi be doktor.

Göğsümde yaralar durmadan azar,

Ölmeden bu derdim mezarım kazar,

Tepeden tırnağa vücudum sızlar,

Dizimde takate çare bul doktor.

Gördüğümden beri çekerim acı,

Onu ben etmişim başımın tacı,

Yok mudur bu işin şifa ilacı?

Ne olur derdime çare ol doktor.

Her vakit geçtikçe bedenim çöker,

Sol yanımdan kızıl kanları döker,

Derdimin çokluğu belimi büker,

Ne olur derdime çare ol doktor.

Asi’yim bu yara öldürür beni,

Doktorsun diyerek açtım sinemi,

Dualar ederim ömrün her demi,

Yeterki derdime çare bul doktor.

Arif Sami İğde

Hayatlar emanet doktor eline!

Hayatlar emanet doktor eline..

“Ya Şafi” adına şifa dağıtır.

Kavuşur çok hasta eski haline.

“Ya Şafi” adına şifa dağıtır.

Yüksek olsun günlük hasta sayısı.

Canla, başla öz veriyle çalışır.

Yaşanan her hayat, ölüm kıyısı.

Sağlıklılar bazen erken ulaşır.

Herkeste bulunur genel hastalık..

Kimi hastalıklar salgın, bulaşır.

Hastalık hastası, bir bağımlılık.

Kimi vurdumduymaz, hasta dolaşır.

Tedavi faydasız ecel gelince..

İyileşmek için insan uğraşır.

Düşünelim kızmadan ince ince

Doktor da bir insan can, vicdan taşır.

Orhan Afacan

Doktor Bey! -8-

Elim kolum bağlı kaldı.

Geçmez yara beni sardı.

Doktor çare olmaz dedi.

Bana çare can doktor bey.

Solum ölmüş, kalbim atmaz.

Dilim durmuş sual sormaz.

Yaram derin çare olmaz.

Bana çare can doktor bey.

Ateş yüksek beni yakar.

Tansiyonum tavan yapar.

Küçük yavrum yola bakar.

Bana çare can doktor bey.

İlaç içtim deva olmaz.

Koca karı halim sormaz.

Kapım çalıp gelen olmaz.

Bana çare can doktor bey.

Dayım yoktur çare olsun.

Param yoktur çözüm gelsin.

İyi de de yüzüm gülsün.

Bana çare can doktor bey.

Vardı hekim bakıp gitti.

Yangın evi yakıp gitti.

Cerrah beni biçip gitti.

Bana çare can doktor bey.

Kahraman Vardı

Bir Çare Doktor!

Çaresiz dertlerin em’i sendeymiş

N’olur şu derdime bir çare doktor

Soldan yara aldım acım pek çoktur

N’olur şu derdime bir çare doktor

Göz göz oldu yaram acıyor canım

Kan revan içinde kalır her yanım

Onunla doludur bütün her anım

N’olur şu derdime bir çare doktor

Geceleri uyku girmez gözüme

Sana yemin olsun inan sözüme

Şaşkın şaşkın bakıp durma yüzüme

N’olur şu derdime bir çare doktor

Durmadan zonkluyor artıyor sancı

Kurban olam doktor yok mu ilacı?

Bari uyuşunca azalsın acı

N’olur şu derdime bir çare doktor

Sinem delik deşik beterim beter

Tahammül kalmadı bu kadar yeter

Ötenazi olsun bari yol göster

N’olur şu derdime bir çare doktor

Müzeyyen Yavuz

Şifa Olur Doktorlar!

Güzel ülkemizin doktor hekimi

Sarar yaraları derman olurlar

Yaşarken insanlar yaprak dökümü

Arar çareleri derman olurlar

Halkına her zaman şifadır eli

Hiç ayrım yapmadan akıllı deli

Sağlık sektörünün onlardır gülü

Yarar sağlar bize derman olurlar

Ne zaman hastalık gelirse başa

Bir çare ararlar hep koşa koşa

Dilerim emekler gitmez hiç boşa

Sürer merhemini derman olurlar

Eskisinden daha nazik ve kibar

Yapmaz büyüklenip gurur ve kibir

Hastaya tahammül gösterir sabır

Verir çareleri derman olurlar

Bazı sabırsızlar doktoru döver

Bazısı küfreder bazısı söver

Çoğu insan takdir ederek över

Yorar kafaları derman olurlar

Kötüler meslekte uzun kalamaz

Bunlar insanlardan övgü alamaz

Cebe göz dikenler insan olamaz

Vurur neşterini derman olurlar

Hastaya moraldir gülen yüzleri

Gelmiş geçmiş arar yara izleri

Baştan savma değil dinler sözleri

Sorar marazları derman olurlar

Tahlil tetkik eder gösterir çaba

Sizler de olmayın onlara kaba

Bazen yol gösteren bir ana baba

Durur yanımızda derman olurlar

Sağlıkçı, hemşire tahlilci, hekim

Takdire şayandır işine hakim

Hepsi şifa arar bize nitekim

Kırar mikropları derman olurlar

Ayhan Kocabay

Doktorlar!

Onlar şifa bulur bir çoklarına

Vakit ayıramaz çocuklarına

N’olur saygı göster hukuklarına

Yorgun argın düşer bizim doktorlar

Bağlanmış mesleğe canı gönül’den

Kahrolur gelmezse bir şey elinden

Ancak onlar anlar hasta dilinden

Mesleğine esir olmuş doktorlar

Hepsi ayrı ayrı dallarda uzman

Gezip tozmak için bulamaz zaman

Güzel bir doktordan olmazmı derman

Derman bulmak için koşar doktorlar

Rabbimin lütfudur doktor bizlere

Umut doğar solmuş olan yüzlere

Can gelir onlarla tutmaz dizlere

Bir çok derde deva bulur doktorlar

Alın teri vardır ekmek aşında

Metanet gösterir hasta başında

Yaşlıdır kendisi seksen yaşında

Sevgi saygı duyar size doktorlar

Neremiz ağırsa size gideriz

Canımızı size teslim ederiz

Sırrımızı bile size söyleriz

Bağrınıza basın bizi doktorlar

Sağlığı korumak makbuldür dince

Bu dünya hayatı oyun eğlence

Hastalanıp bizler size gelince

Merhametli olun bize doktorlar

Rabbim size ne dert ne keder versin

Önünüze her tür nimeti sersin

Nice bayramları size göstersin

Bayramınız kutlu olsun doktorlar

Ben sizleri koydum kardeş yerine

Minnettarım önce sizden birine

Genel cerrahinin Ahmet Er’ine

Sevgim saygım sonsuz bilin doktorlar

Metin Beyazlı

Söyle Be Doktor!

Hüzünlü hüzünlü bakma yüzüme

Sence derdim neyse söyle be doktor

Sızlıyor her yanım acı içinde

Sence derdim neyse söyle be doktor

Fer yok dizlerimde tutmuyor elim

Kurumuş damarlar akmiyor kanım

Anladım ki ben de bittim kanserim

Çare yok derdime gidiyom doktor

Doğanın kanunu gelen gidecek

Ecel şerbetini mutlak içecek

Şu bedenim elbet toprak olacak

Gerçeği yüzüme söyle be doktor

Azrail vebayı haberci salmış

Muradını alıp çabuk gel demiş

Başka dert kalmamış kanseri vermiş

Bilim de çaresiz kaldı be doktor

Şu gencecik yaşta ben mi gideyim

Daha çok murat var nasıl edeyim

Ronedi yalvarmam sana diyeyim

Benden sonra çare bulun be doktor

Aşık Ronedi (Sıtkı Demir)